Abdullah Çetin
Abdullah Çetin

"Evrene, insana, kuruma ve doğaya bütünsel bakış"

sadece yaşamın öğrencisi...

Antalya'nın Endemik Bitkileri ve Korunması

30 Mart 2026 (Güncellendi: 30 Mart 2026)

👁️ 0 görüntülenme
Antalya endemik bitkiler

Antalya deyince akla ilk gelen güneş, deniz, tarih olur. Ama bir de altında ezildiğimiz bir zenginlik var: bitkiler. Türkiye, sahip olduğu 11.613 bitki taksonu içerisinde 4.312'sinin endemik olmasıyla %37,1 gibi yüksek bir endemizm oranına ulaşmıştır. Bu oran, yaklaşık 13 kat daha büyük yüzölçümüne sahip Avrupa kıtasının %22,9'luk endemizm oranını geride bırakarak ülkenin floristik zenginliğini gözler önüne sermektedir .

Ülke genelindeki bu zenginliğin en dikkat çekici noktası ise 850 endemik taksonla Antalya'dır . Eylül 2025'te sunulan güncel bir bilimsel bildiriye göre, Antalya il sınırları içerisinde 862 endemik bitki lokasyonu tespit edilmiş olup, endemizm oranı %8,9 olarak hesaplanmıştır. Aynı bildiriye göre, Antalya'da 44 bitki taksonu kritik düzeyde (CR) tehlike altındadır .

Toroslar’ın kalkerli kayaları, kıyıdan zirveye uzanan farklı iklim kuşakları, Akdeniz’in nemi ile iç kesimlerin karasallığı arasındaki geçişler, Antalya’yı bitki çeşitliliği açısından Türkiye’nin en zengin ili yapmıştır. Kemer’in falezlerinden Akseki’nin yüksek platolarına, Kaş’ın kumsallarından Gündoğmuş’un derin vadilerine kadar her alan kendine özgü endemik türleri barındırır.

Bir İlin Floristik Kimliği

Antalya, Akdeniz fitocoğrafik bölgesinin en özgün köşelerinden biridir. Toros Dağları’nın denize paralel uzanan sıraları, kıyıdan iç kesimlere çıkıldıkça yükselen rakım, farklı anakaya yapıları (kalker, serpantin, volkanik) ve vadilerin oluşturduğu mikro iklim alanları, bu zenginliğin temelini oluşturur. İl sınırları içinde 862 endemik bitki lokasyonu tespit edilmiş, 44 takson kritik (CR) kategorisinde değerlendirilmiştir . Bu sayılar, Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil, Akdeniz Havzası’nın da en önemli endemizm merkezlerinden biri olduğunu gösterir.

Antalya’nın Endemik Hazineleri

Crocus wattiorum (B.Mathew) B.Mathew – Olimpos Safranı / Tahtalı Çiğdemi

Familya: Süsengiller (Iridaceae)
Kemer'in gökyüzüne komşu zirvesi Tahtalı Dağı'nda, 1800-2200 metrelerdeki taşlık yamaçlarda, kışın beyaz uykusuna ilk uyanan odur. İngiliz botanikçi Brian Mathew 1970'lerde bu türü fark ettiğinde, onu önce Crocus biflorus'un bir varyasyonu olarak değerlendirdi; ancak 2001 yılında Flora of Turkey'in 11. cildinde tür statüsüne yükseltilirken, bu safran aslında bir botanik vefası fısıldadı . İsmi, keşif yolculuğunda Mathew'a eşlik eden Watt ailesine bir saygı duruşu ve vefa nişanesi olarak mühürlendi. Baharın klasik habercilerinden değildir bu çiğdem; şubat ve mart aylarında, sert ayazın hüküm sürdüğü kış sonunda karın üstünde çiçek açarak hem Mathew'un hatırasını hem de zorlu zirvelerde hayata tutunmanın Latince beyanını taşır. Mor çizgili, leylak rengi taç yapraklarıyla boyu 5-10 santimetreyi geçmeyen bu narin gövdeyi görmek için yürüyüşçülerden ziyade botanikçiler takvim tutar. Popülasyonu küçük ve yayılış alanı oldukça dar olan bu tür, bugün CR (kritik) kategorisinde bulunmaktadır. Turizm ve yapılaşma baskısı, bu eşsiz habitatı doğrudan tehdit etmektedir .

Ophrys climacis Heimeier & Perschke – Kemer Orkidesi

Familya: Salepgiller (Orchidaceae)
Kemer çevresinde, Tahtalı Dağı'nın güney eteklerinde 300-800 metrelerdeki makilik alanlar ve çam ormanı açıklıklarında yetişiyor. Alman botanikçiler Heimeier ve Perschke tarafından tanımlandı . Adını, labellumundaki merdiven benzeri desenden alıyor — climacis, Yunanca "merdiven" demek. Çiçeği mart-nisan aylarında görülür. Diğer Ophrys türlerinden ayrılan yanı, labellumunun kenarında sarı bir bant ve ortasında parlak mavimsi-mor bir desen olması. Tozlaşmasını arılar yapar, ama hangi tür arıyla çalıştığı tam bilinmiyor. Yayılış alanı çok dar, CR (kritik) statüsünde. Salep toplama ve habitat tahribatı en büyük tehdidi .

Inula sechmenii Hartvig & Strid – Kaputaş Andızotu

Familya: Papatyagiller (Asteraceae)
Kaş'ta, Kaputaş Plajı'nın hemen üzerindeki kireçtaşı kayalıklarda yaşıyor. Danimarkalı botanikçiler Hartvig ve Strid tarafından tanımlandı . Tür adı, Türkiye florasının duayenlerinden Prof. Dr. Özcan Seçmen'e ithaf edilmiş. Temmuz-ağustos aylarında sarı papatyamsı çiçekler açar. Boyu 20-40 cm arasında değişir. Diğer andızotlarından farkı, yapraklarının her iki yüzünün de yoğun tüylü oluşu ve çiçek başlarının daha küçük kalması. Yayılış alanı birkaç yüz metrekare kadar. 2012-2013 yılında yapılan saha çalışmasında 282 birey tespit edilmiş, EOO değeri 18.3 km², AOO değeri 9.4 km² olarak hesaplanmıştır . CR (kritik) kategorisinde. Kaputaş Plajı'ndaki yoğun turizm baskısı, yol genişletme çalışmaları ve ziyaretçilerin kayalıklara çıkması nedeniyle nesli doğrudan tehdit altında .

Rhaponticoides hierroi Eren – Kangay

Familya: Papatyagiller (Asteraceae)
Antalya'nın endemik bitkileri denince ilk akla gelenlerden biri değildir. Oysa ki, adını İspanyol botanikçi Luis Hierro'dan alan bu tür, yalnızca Antalya'nın Sinan Değirmeni mevkiinde, 400-600 metrelerdeki bozkır ve tarla kenarlarında yaşar. Özcan Eren tarafından 2007 yılında bilim dünyasına tanıtıldığında, Türkiye'deki Rhaponticoides cinsinin revizyonu sırasında fark edildi . Papatyagiller familyasından. Boyu 30-70 cm arasında değişir. Haziran-temmuz aylarında açar. Çiçekleri pembe-mor arası, ortası koyu. Yaprakları grimsi tüylü. Ayırt edici özelliği, çiçek başlarının tek tek değil, sık bir demet halinde durması. CR (kritik). Yayılış alanı dar, popülasyonu küçük. En büyük tehdidi tarımsal faaliyetler ve otlatma .

Cephalaria suleyman-uysalii A.Duran & Dündar – Efe Pelemiri

Familya: Hanımeligiller (Caprifoliaceae)
Akseki ve Gündoğmuş ilçeleri arasında, Toros Dağları'nın orman-bozkır geçiş kuşağında, açık ormanlarda ve dağ steplerinde yaşıyor. 2025 yılında Ahmet Duran ve Ergin Dündar tarafından Phytotaxa dergisinde tanıtıldı. Tür, Cephalaria elazigensis ile yakın akraba olmasına rağmen, yaşam alanı, kümeli büyüme formu, kurumuş saplarla yeni sürgünlerin bir arada bulunması, yaprak ve tüy özellikleri, çiçek durumu ve kapitulum yapısıyla ondan ayrılır . Tür adı, bu bitkiyi ilk fark eden kişiye ithaf edilmiş: Akseki'de görev yapan fen bilimleri öğretmeni Süleyman Uysal. Bir doğa yürüyüşü sırasında sıra dışı bir pelemir türü olduğunu fark etti, fotoğrafladı ve ilgili akademisyenlere ulaştırdı. İşte bu yüzden botanik sadece üniversitelerde değil, meraklı gözlerle ve doğayla iç içe yaşayan insanların katkısıyla da ilerliyor. Caprifoliaceae (hanımeligiller) familyasından. Çok yıllık, gür bir bitki. Eski sapları kuruyup kalır, yeni sürgünler bunların yanından çıkar. Boyu 30-60 cm arasında. Popülasyonu sınırlı, yayılış alanı dar. Henüz resmî IUCN değerlendirmesi yapılmadı ama ilk bulgulara göre EN (tehlikede) veya CR (kritik) kategorisine gireceği düşünülüyor.

Dichoropetalum andacii Akpulat, Ecevit Genç & Akalın

Familya: Maydanozgiller (Apiaceae)
Akseki çevresinde, kayalık yamaçlar ve taşlık alanlarda yetişiyor. 2024 yılında H. Asuman Akpulat, Gülşah Ecevit Genç ve Emine Akalın tarafından Phytotaxa dergisinde tanıtıldı. Verilen bu isim, bitkiyi bilim dünyasına kazandıran yazarlar tarafından Türkiye'nin kıymetli botanikçilerinden biri olan Prof. Dr. Nevzat Andaç'a atfedilmiştir. Yakın akrabaları Dichoropetalum chryseum ve D. palimbioides'ten şemsiyedeki ışın sayısı, bırakteler, meyve büyüklüğü ve merikarp özellikleriyle ayrılır. Ayrıca ITS gen bölgesindeki dizi farklılıkları da türü ayırmada kullanılmıştır . Mayıs-haziran aylarında çiçek açar. Şemsiye çiçek durumu var — maydanozgiller familyasının tipik özelliği. Yayılış alanı dar, popülasyonu sınırlı. IUCN kategorisi CR (kritik) olarak önerilmiş .

Galanthus peshmenii A.P.Davis & C.D.Brickell – Peşmen Kardeleni

Familya: Nergisgiller (Amaryllidaceae)
Antalya ve Muğla arasında, özellikle Bey Dağları ve çevresinde, 100-800 metrelerdeki kalkerli kayalık alanlarda, makilik ve çam ormanı açıklıklarında yetişiyor. 1994 yılında Aaron Davis ve Christopher Brickell tarafından tanımlandı . Tür adı, Türkiye florasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Hasan Peşmen'e ithaf edilmiştir. Diğer kardelenlerden farklı bir çiçeklenme zamanı var. Sonbahar sonu-kış başı, kasım-aralık aylarında çiçek açar. Yaprakları mavimsi-yeşil, çiçekleri beyaz, dış tepallerin ucu yeşil. Boyu 10-20 cm arasında. Yayılış alanı dar, popülasyonları parçalı olduğu için VU (duyarlı) kategorisinde değerlendiriliyor .

Centaurea antalyensis H.Duman & A.Duran – Antalya Peygamber Çiçeği

Familya: Papatyagiller (Asteraceae)
Antalya'nın kalkerli kayalıklarında, Kemer, Kumluca ve Finike çevresinde, denize yakın alanlarda yetişiyor. Hayri Duman ve Ahmet Duran tarafından 2002 yılında Annales Botanici Fennici dergisinde tanıtıldığında, Centaurea cinsinin Türkiye'deki türlerinin revizyonu sırasında fark edildi . Papatyagiller familyasından. Boyu 20-50 cm arasında. Mayıs-temmuz aylarında açar. Çiçekleri pembe-mor arası, ortadaki tüpsü çiçekler koyu mor. Yaprakları ince parçalı, grimsi tüylü. Diğer peygamber çiçeklerinden ayrılan yanı, çiçek başlarının tek tek değil, 2-3'lü gruplar halinde durması ve kılıflarının kenarında siyahımsı saçak bulunması. Yayılış alanı dar, popülasyonu küçük. CR (kritik) kategorisinde .

Sideritis lycia Boiss. & Heldr. – Likya Dağ Çayı

Familya: Ballıbabagiller (Lamiaceae)
Toroslar'ın sırtında, rakım yükseldikçe karşılaştığınız bir bitkidir. 1500 metreden başlar, 2500 metreye kadar çıkar. Kalkerli kayalıkların arasında, taş döşeli yamaçlarda tutunur. İlk kez 1853'te Pierre Edmond Boissier ve Theodor von Heldreich tarafından Diagnoses Plantarum Orientalium'da tanımlandı . Likya adı, bu dağların antik çağdaki adından gelir — yani binlerce yıldır burada, adıyla birlikte yaşıyor. Ballıbabagillerden. Çalımsı: odunsu bir tabanı var ama boyu 40 cm'yi geçmez. Yaprakları beyaz tüylerle kaplıdır, uzaktan gümüş gibi parıldar. Yaz ortasında, haziran-ağustos arasında sarı çiçekler açar. Çiçekleri halkalı, birbirine sıkışmış gibi durur. Bu bitkiyi çay diye bilirler. Dağ köylerinde toplanır, kurutulur, kışın içilir. Ama son yıllarda talep arttıkça toplama da arttı. Popülasyonları baskı altında, VU (duyarlı) listesinde .

Salvia anatolica Hamzaoğlu & A.Duran – Anadolu Adaçayı

Familya: Ballıbabagiller (Lamiaceae)
Toroslar'ın iç kesimlerinde, kalkerli kayalıklar ve bozkır alanların bitkisidir. 1000-2000 metreler arasında, kuru ve taşlık yamaçları sever. Ergin Hamzaoğlu ve Ahmet Duran tarafından 2005 yılında Annales Botanici Fennici dergisinde tanımlandı . Ballıbabagillerden. Boyu 80 cm'yi bulabilen, çalımsı bir adaçayıdır. Yaprakları grimsi yeşil, yoğun tüylü, elinize aldığınızda kokusu hemen yayılır. Çiçekleri açık mavi ya da leylak renginde, haziran-temmuz aylarında görülür. Adaçayı türlerinin çoğundan ayrılan yanı, çiçek halkalarının aralıklı değil, birbirine yakın durması ve çiçek tüplerinin uzun olması. Popülasyonu dağınık ama geniş bir alana yayılmış. Henüz net bir tehlike sınıfı konmamış olsa da, aşırı toplama ve otlatma baskısı izleniyor.

Liquidambar orientalis Mill. – Sığla Ağacı

Familya: Altingiaceae
Antalya'nın batısında, Köyceğiz, Fethiye ve Finike arasında, nemli vadilerde ve dere yataklarında yaşar. 1768'de Philip Miller tarafından Gardeners Dictionary'nin 8. baskısında tanımlandı . Relikt bir türdür — bu, milyonlarca yıl önce çok geniş alanlara yayılmışken, iklim değişiklikleri ve jeolojik olaylar sonucunda bugünkü dar alanına sıkışmış, geçmişin izini taşıyan bir bitki olduğu anlamına gelir. Sığla ağacı, Tersiyer döneminden kalma bir canlı fosil gibidir. Anadolu sığlası veya günlük ağacı olarak da bilinir. Gövdesi çatlaklı, kabuğu gri. Yaprakları akçaağacı andırır, beş loplu, sonbaharda sarıya döner. Mayıs ayında çiçek açar, meyveleri yuvarlak, odunsu. Gövdesinden çıkarılan sığla yağı, hem tıpta hem parfüm sanayisinde kullanılır. Ama bu kadar değerli olması aynı zamanda tehdit anlamına geliyor: aşırı yağ çıkarımı, orman içi tarım, sulak alanların kurutulması ve yangınlar popülasyonunu azaltıyor. VU (duyarlı) kategorisinde .

Fagus orientalis Lipsky – Doğu Kayını

Familya: Kayıngiller (Fagaceae)
Antalya deyince akla ilk gelen ağaçlar çam, sedir, ardıçtır. Kayın ise Karadeniz'in, Marmara'nın ağacıdır. Ama Ekim 2025'te Akseki ilçesi Giden Gelmez Dağları'nda bir ormancının dikkatli gözü, bu coğrafyada bulunması beklenmeyen bir keşfe kapı araladı. Emekli ormancı Emin Güzelge'nin fark ettiği, Prof. Dr. Ali Kavgacı tarafından incelenen ağaçların Doğu Kayını (Fagus orientalis) olduğu ortaya çıktı . Karadeniz ikliminin karakteristik türü olan kayının, Toroslar'da bulunması sıradan bir bitki listesi güncellemesi değil. Bilim insanları bunu "yeni bir antik kentte heykel bulmaktan daha değerli" diye nitelendirdi. Çünkü bu keşif, buzul çağlarında kuzey bitki örtüsünün güneye göç ettiği, iklim ısındığında ise bu türlerin Toroslar'daki uygun mikro ortamlarda varlığını sürdürdüğü teorisini güçlendiriyor. Bu keşif, Atatürk'ün Antalya için işaret ettiği o benzersiz güzelliğin, henüz keşfedilmemiş ne kadar çok sırrı barındırdığının en taze kanıtıdır. Deniz seviyesinden oldukça yüksekte, nemin hapsolduğu özel mikroklimalarda yaşayan bu kayın topluluğu, şehrin sadece bir deniz kenti değil, aynı zamanda yaşayan bir doğa müzesi olduğunu göstermektedir. Akseki'de tespit edilen yayılış alanı yaklaşık bir hektar büyüklüğünde, beş farklı mikro lokaliteden oluşuyor. Bu bulgu, Anadolu Diyagonali olarak bilinen bitki göç yolları teorisinin yeniden değerlendirilmesini gerektirecek kadar önemli ipuçları sunuyor. Keşfedilen alanın acilen koruma altına alınması gerektiği vurgulanıyor .

Endemik Bitkiler Neden Önemlidir?

Endemik bitkiler, sadece bulundukları bölge için değil, tüm insanlık için büyük önem taşır:

  • Genetik çeşitlilik: Tarım ve tıp için potansiyel kaynak. Antalya'ya özgü tıbbi ve aromatik bitkilerin kültüre alınma potansiyeli, 2024 yılında yapılan bir çalışmada detaylı olarak ele alınmıştır .
  • Ekosistem dengesi: Yerel fauna için besin ve yaşam alanı.
  • Kültürel miras: Geleneksel tıp ve kültürün bir parçası.
  • Turizm potansiyeli: Ekoturizm ve flora turizmi için cazibe merkezi.

Tehditler ve Riskler

Antalya'nın endemik bitkileri çeşitli tehditlerle karşı karşıyadır:

Şehirleşme ve turizm yapılaşması: Kıyı şeridinde doğal habitatların tahribi, özellikle falezlerdeki endemik türler risk altında. Kemer'de Crocus wattiorum ve Ophrys climacis'in yaşam alanları otel, teleferik ve yapılaşma baskısı altında.
Orman yangınları: Özellikle yaz aylarında artan yangın riski, sığla ormanları ve Akseki'deki yeni keşfedilen türlerin yaşam alanlarını tehdit ediyor.
İklim değişikliği: Sıcaklık artışı ve yağış rejimindeki değişiklikler, özellikle yüksek rakımlı türlerin geleceğini tehdit ediyor.
Biyokaçakçılık: Nadir bitkilerin bilinçsizce toplanması ve yurt dışına kaçırılması. Soğanlı bitkiler (kardelen, çiğdem) ve orkideler en büyük risk altında.
Aşırı otlatma ve toplama: Tıbbi ve aromatik bitkilerin (dağ çayı, adaçayı) bilinçsizce toplanması, Sideritis lycia ve Salvia anatolica gibi türlerin popülasyonlarını baskı altına alıyor.

Antalya'nın Bitki Çeşitliliğini Kanıtlayan Tarihi Keşif: Doğu Kayını

Antalya'nın bitki zenginliği, Ekim 2025'te Akseki ilçesi Giden Gelmez Dağları'nda yapılan olağanüstü bir keşifle bir kez daha kanıtlanmıştır. Emekli ormancı Emin Güzelge'nin bir doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken ve Prof. Dr. Ali Kavgacı tarafından incelenen ağaçların, Akdeniz Bölgesi'nde bulunması beklenmeyen 'Doğu Kayını' (Fagus orientalis) olduğu tespit edilmiştir . Bu keşif, Karadeniz ikliminin karakteristik türü olan kayının, buzul çağlarından kalma özel mikro iklim alanlarında varlığını sürdürebildiğini göstermektedir. Bu durum geçmişte iklim soğuduğunda kuzey bitki örtüsünün güneye göç ettiği, iklim ısındığında ise bu türlerin Toroslar'daki uygun mikro ortamlarda kaldığı teorisini güçlendirmektedir . Akseki'de tespit edilen yayılış alanı, yaklaşık bir hektar büyüklüğünde ve beş farklı mikro lokaliteden oluşmaktadır. Bu bulgu, sadece yeni bir türün varlığını ortaya koymakla kalmamakta, aynı zamanda Anadolu Diyagonali olarak bilinen bitki göç yolları teorisinin yeniden değerlendirilmesini gerektirecek kadar önemli ipuçları sunmaktadır. Keşif, bilim insanları tarafından "yeni bir antik kentte heykel bulmaktan daha değerli" olarak nitelendirilmiştir . Bu bulgu, Antalya'nın sadece endemik türler açısından değil, aynı zamanda kalıntı (relikt) türler ve iklim değişimine bağlı biyolojik çeşitlilik açısından da ne kadar önemli bir bölge olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, keşfedilen alanın acilen koruma altına alınması gerektiği vurgulanmaktadır .

Koruma Stratejileri ve Yapılması Gerekenler

Endemik bitkilerin korunması için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. Kasım 2024'te Antalya'da düzenlenen bir konferansta, bazı endemik bitkilerin kültüre alınma potansiyeli ve bunun koruma açısından önemi vurgulanmıştır .

  • Yasal Koruma: Endemik türlerin bulunduğu alanların tabiat koruma alanı ilan edilmesi, biyokaçakçılıkla mücadele cezalarının artırılması, CITES kapsamında denetimlerin sıkılaştırılması.
  • İn-situ Koruma (Doğal Ortamda Koruma): Milli parklar, tabiat parkları ve özel koruma bölgelerinin oluşturulması. Antalya'da 44 kritik türün bulunduğu alanlar acilen koruma statüsüne alınmalı. Akseki'de keşfedilen Doğu Kayını popülasyonu kesin koruma altına alınmalı.
  • Ex-situ Koruma (Doğal Ortam Dışında Koruma): Tohum bankaları ve botanik bahçeleri oluşturulması, nadir türlerin üretilerek doğaya kazandırılması. Özellikle tıbbi ve aromatik değeri olan endemik türlerin kültüre alınması hem koruma hem de ekonomik kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır . Inula sechmenii'nin tohumları 2012-2013 yılında Türkiye Tohum Gen Bankası'na aktarılmıştır .
  • Eğitim ve Farkındalık: Yerel halkın, öğrencilerin ve turistlerin endemik bitkiler konusunda bilinçlendirilmesi, okullarda doğa eğitimi programlarının yaygınlaştırılması.
  • Sürdürülebilir Turizm: Flora turizminin kontrollü ve bilinçli bir şekilde geliştirilmesi, yerel rehberlerin endemik bitkiler konusunda eğitilmesi. Kaputaş'ta Inula sechmenii'nin yaşam alanına giden ziyaretçi akışının yönlendirilmesi, Kemer'de Crocus wattiorum'un yoğun olduğu bölgelerde patikaların yeniden düzenlenmesi.

Sonuç

Antalya'nın endemik bitkileri, sadece bölgenin değil, tüm ülkenin biyolojik mirasıdır. Güncel araştırmalar, 2013 yılında tespit edilen 850 endemik takson sayısının büyük ölçüde doğru olduğunu, hatta 862 lokasyon ile daha da detaylandırıldığını göstermektedir . Ancak 44 kritik türün varlığı, acil koruma önlemlerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. İklim değişikliğinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir. Andız (Juniperus drupacea) üzerine yapılan güncel bir araştırma, mevcut uygun alanların 22.379 km²'den, 2081-2100 yılları arasında en kötü senaryoda tamamen yok olabileceğini göstermektedir . Bu tür bulgular, koruma çalışmalarının aciliyetini ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Bu eşsiz zenginliği korumak için kamu kurumları, üniversiteler, STK'lar ve yerel halk işbirliği içinde çalışmalıdır. Bilimi dinlemek, planı bilimle yapmak, uygulamayı bilimle yürütmek zorundayız. Unutmayalım ki, bir bitki türünün yok olması, sadece o türün değil, onunla birlikte yaşayan diğer canlıların da geleceğini tehdit eder.

Antalya'nın endemik bitkilerini keşfetmek, onları tanımak ve koruma çalışmalarına katkıda bulunmak isterseniz, botanik danışmanlığı ve doğa eğitimi hizmetlerimden yararlanabilirsiniz.

Saygılarımla,

Abdullah Çetin
→ Hakkımda

Kaynaklar

  1. Genç, H., & Çetin, A. (2013). Endemism and Endemic Plants of Turkey. In A. Öztürk & S. Karayılanoğlu (Eds.), Science and Education At the Beginning of the 21. Century in Turkey (pp. 55-79). Sofia: Universitetsko İzdatelstvo Kliment Ohridski. https://abdullah-cetin.com/akademik.html
  2. (2025). Antalya's New Species. 4th International Congress on Plant Biology (IConPB2025), Denizli.
  3. Davis, P. H. (2001). Crocus wattiorum (B.Mathew) B.Mathew. In: Güner, A., Özhatay, N., Ekim, T. & Başer, K.H.C. (Eds.), Flora of Turkey and the East Aegean Islands, Vol. 11, p. 272. Edinburgh University Press.
  4. TUBİVES (2026). Antalya Endemik Bitkileri. http://194.27.225.161/yasin/tubives/index.php?sayfa=210&name=7&endemik=1
  5. Ophrys climacis Heimeier & Perschke. Türkiye E-Florası. https://turkiyeflorasi.org.tr/taxon/3fedd780-05d2-4539-a697-0dbd47b7874d
  6. Inula sechmenii Hartvig & Strid. IPNI. https://www.ipni.org/n/931934-1
  7. Inula sechmenii Hartvig & Strid. TUBİVES. http://194.27.225.161/yasin/tubives/index.php?sayfa=1&tax_id=4715
  8. Eren, Ö. (2007). The genus Rhaponticoides Vaill. (Asteraceae) in Turkey: a new species and first key. Plant Systematics and Evolution, 267, 13–23. https://doi.org/10.1007/s00606-007-0576-4
  9. Duran, A. & Dündar, E. (2025). Cephalaria suleyman-uysalii (Caprifoliaceae), a new species from South Anatolia (Turkey). Phytotaxa, 691(1), 19–33. https://doi.org/10.11646/phytotaxa.691.1.2
  10. Akpulat, H.A., Ecevit-Genç, G., Akalin, E. & Özcan, T. (2024). Dichoropetalum andacii (Apiaceae), a new species from Türkiye. Phytotaxa, 660(2), 123–136. https://doi.org/10.11646/phytotaxa.660.2.3
  11. Davis, A.P. & Brickell, C.D. (1994). Galanthus peshmenii. Kew Bulletin, 49(3), 575.
  12. Duran, A. & Duman, H. (2002). Two new species of Centaurea (Asteraceae) from Turkey. Annales Botanici Fennici, 39, 43–48. https://www.annbot.net/shared/PDF/anb39/anb39-043.pdf
  13. Boissier, P.E. & Heldreich, T.H.H. (1853). Sideritis lycia Boiss. & Heldr. Diagnoses Plantarum Orientalium novarum, ser. 1, 12, 70.
  14. Hamzaoğlu, E., Duran, A. & Pinar, N.M. (2005). Salvia anatolica (Lamiaceae), a new species from East Anatolia, Turkey. Annales Botanici Fennici, 42, 215–220. https://www.annbot.net/shared/PDF/anb42/anb42-215.pdf
  15. Miller, P. (1768). Liquidambar orientalis Miller. Gardeners Dictionary, Edition 8, London.
  16. Kavgacı, A., Güzenge, E., Güner, S., & Yılmaz, H. (2026). A new microrefugial distribution of Fagus orientalis Lipsky. (Oriental Beech) in the Mediterranean Region (Antalya, Türkiye). Turkish Journal of Forestry, 27, 1–6. https://doi.org/10.18182/tjf.1855196
  17. Ünal, O., Gökoğlu, M., & Karabalayeva, L. (2024). Cultivation Potential of Some Medicinal Plants Native to Antalya. 3rd International Korkut Ata Scientific Research Conference (pp. 268-283). Adana, Turkey.
  18. Ünal, O. (2024). Some Endemic Plants of Antalya. III. International Korkut Ata Scientific Research Conference (pp. 294-301). Adana, Turkey.
  19. Turkmenoglu, G., Sarikaya, A. G., Uzun, A., & Fakir, H. (2024). Prediction of present and future distribution areas of Juniperus drupacea Labill and determination of ethnobotany properties in Antalya Province, Türkiye. Open Life Sciences, 19(1). https://doi.org/10.1515/biol-2022-0883
Abdullah Çetin
Abdullah ÇetinUzman Biyolog · Fen Bilimleri Öğretmeni · 20+ yıl deneyim

Botanik, ekoloji ve bütünsel eğitim alanlarında araştırmacı ve danışman. Antalya merkezli çalışmalarıyla doğa, bilim ve eğitimi buluşturuyor.

Hakkımda →

Bu yazıyı paylaş:

📌 Bu çalışmayı referans olarak göstermek için:

Çetin, A. (2026). Antalya'nın Endemik Bitkileri ve Korunması. Erişim: https://abdullah-cetin.com/blog/antalya-endemik-bitkileri.html

Bu yazı Abdullah Çetin tarafından hazırlanmıştır. Referans gösterilerek paylaşılabilir. Ticari amaçla kullanılamaz.

← Doğa & Botanik Kategorisine Dön
📩 E-posta Bülteni:

Blog yazılarından, yeni hizmetlerden haberdar olun.